İSPANYOL TARİHİ

İSPANYOL TARİHİ

4 MESİKA, TARiF1

ISPANYOL EGEMENLIĞI ispanyollar, Meksika'nın ele geçirilmesinde Küba'yı harek:ıt üssü olarak kullandılar ve bunun sonucunda yeni, melez bir uygarlık gelişti. Meksika'nın ele geçirilmesi. Küba valisi Diego de Velazquez de Cuellar, Antil adalannın hızla azalan Kızılderili nüfusunun yerine yeni işçiler ve yeraltı gelir kaynakları sağlayacak bir sömürge kurma umuduyla, kıtaya bir dizi sefer düzenledi. Bu seferlere komuta eden conquistadorlar ("fatihler") adı verilen serüvencilerden Francisco Hernandez de Cordoba (öl. 1518'e d.), Yucatan yarımadasına çıktı (1517). Ertesi yıl, Juan de Grijalva'nın (öl. 1527) yönetiminde ikinci bir sefer, Meksika kıyısında günümüzde Veracruz'un bulunduğu yere kadar ilerledi. Bu ikinci sefere katılanlar, Kızılderililerden, Azteklerin görkemli bir imparatorluğu bulunduğunu öğrendiler. Hernan Cortes'in yönetiminde düzenlenen üçüncü seferde, üç yıldan kısa bir süre içinde Azteklere boyun eğdirildi. 1519'da 11 gemi, yaklaşık 600 kişi, 16 at ve az sayıda hafif silahla Meksika kıyısı boyunca ilerleyen Cortes, Veracruz yerleşmesini kurup, iç kesimlere doğru ilerleyişini sürdürdü. Aztek yönetiminden hoşnut olmayan Kızılderili topluluklardan birçoğu da onun yanında yeraldılar. Kasım 1519'da Tenochtitlan'a varan Cortes, kısa süre sonra, Aztek imparatoru Montezuma ll'yi ele geçirdi (tarihçiler Cortes'in Aztek İmparatorluğu'nun büyük ordusunu alt etme başarısını, silahlarının üstünlüğüne, kurnaz davranıp kendisini tanrı Quetzalcoatl olarak tanıtmasına ve Kızılderili paralı askerlerden ustaca yararlanmasına bağlarlar). İspanyollların başlangıçtaki bu başarılarından sonra, Azteklerin Tenochtitlan'ı kuşatmaları üstüne, 30 Haziran1 Temmuz 1520 gecesi, ispanyollar ve Kızılderili müttefikleri çok sayıda kayıp vererek geri çekilmek zorunda kaldılar. Ama ertesi yaz, ispanyollar yanlarına binlerce Kızılderili paralı asker de alarak Tenochtitlan'ı kuşattılar ve yağmaladılar. Başkentleri yerle bir olan ve imparatorları öldürülen Aztekler, boyun eğmek zorunda kaldılar, Cortes, ele geçirilen bu topraklara "Yeni İspanya" adını verip, İspanyolların etki alanını genişletmek amacıyla kıtanın her yanına seferler düzenledi. Pedro de Alvarado'nun günümüzdeki Guatemala ve Salvador bölgelerini ele geçirmesiyle (1523 24), Orta Amerika'nın büyük bölümü Ispanyol egemenliğine girmiş oldu. Yeni Ispanya'nın gelişmesi. İspanya, kurulan bu yeni imparatorluğu sağlam biçimde kendisine bağlamaya çalışıp, Cortes'in kişisel gücünü yavaş yavaş azalttı .1528'de bir Audiencia (Krallık Mahkemesi) kuruldu ve. Ispanya'dan gönderilen ilk genel vali (kral naihi) Anto

XVI/. yy'cla yapılmış bu tabloda, tanrı Quetzalcoatrın soyundan gelen biri olarak karşılanan Hernan Cortes'in, Aztek imparatoru Montezuma'yla buluşması (1519) canlandınlmıştır. (İngiltere Büyükelçiliği, Mexico.)

nio de Mendoza, 1535'te göreve başladı. Kızılderili köyleri Cortes'in adamlarına bir tür tımar olarak dağıtıldı (encomiendalar); beyaz sömürgeciler, vergi toplama hakkına sahip oldukları bu encomiendalar sayesinde, Kızılderililerin işgücünü ve ürünlerini denetimleri altına aldılar. Buna karşılık, ülkeye İspanya'dan gelen çok sayıda misyoner özellikle de eski bir encomienda sahibi olan İspanyol misyoneri Bartolomeo de las Casas, bu sistemin kaldırılmasını istedi. Krallık da, monarşinin merkezden yönetimine bir tehdit olarak gördüğü encomienda sisteminden rahatsız oldu: Kutsal RomaGermen imparatoru ve Ispanya kralı Karl V, 1542'de çıkarılan "Hint Adalarının Yeni Yasaları" adlı yasalarla, encomienda sistemini hafifletmeye çalıştı. Yirmi yıl kadar sonra, encomienda sahipleri birleşmeyi (başlarında Cortes'in oğlu vardı) ve güçlerini azaltma girişimlerini protesto için ayaklanmayı denedilerse de, genel vali ayaklanmayı bastırdı ve encomienda sistemi yavaş yavaş etkinliğini yitirdi. Ispanya sarayı, kiliseyle sıkı bir işbirliği içinde, feodal ayncalıklann ve din sapkınlarının bulunmadığı,"pürüzsüz" bir sömürge oluşturmaya çalıştı. İspanyol tarikatları, özellikle de fransisken tarikatı üyeleri çok başarılı olup, yığınlara hıristiyan dinini benimsetmek için bir yandan Azteklere bağımlı kabilelerin onlara duyduğu büyük nefretten, bir yandan da katoliklik ile Kızılderililerin yerel dinleri arasındaki benzerliklerden yararlarıdılar. Üstelik hıristiyanlığı kabul eden bir Kızılderili, kurumsal açıdan "insanlaşmış" oluyor, dolayısıyla da İspanyol yasaları tarafındah korunmaya başlıyordu. Misyonerler, kiliselerini çoğunlukla Kızılderililerin kutsal sayclıklan yerlerde kurdular. Çok geçmeden ülkenin büyük bölümüne, yeni hıristiyan topluluklarını başarılı biçimde örgütleyen misyonlar ve manastırlar egemen oldu. İspanya sarayı ve sömürgeciler, çok geçmeden çeşitli kaynaklardan gelen büyük bir servet edindiler.

Yeni g sömürgenin zenginliğinin ai tyapısını, gümüş çıkarımı oluşturuyordu ve Zacatecas, Taxco, Fresnillo'da (daha sonra da Durango v ke curuld'huL. ı aMadencilikh u a ' da) n Imerkezleria d e nci iği n beslediği yerleşmeler nin besin gereksinmeleri çevrelerindeki büyük tarım işletmeleri tarafından sağlanırken ülkenin geri kalan kesimlerinde dey.,adpımşsaaktım. yönelik tarım (buğday, şekerckiaum. Kışıı;ıçldiveirtililerin üreitçtı.nklbüyük tarım işletmeleri kuruleri pamuk, ipek ve boya gibi malların dağıtımını, ülkeyi sürekli dolaşan İspanyol tüccarları sağladı. Bu arada, nıerkantilist bir siyaset izleyen İspanya, İspanyadan getirilen ürünle edebilecek ürünlerin Yeni İspanya'da üretilmesini yatsaedb kleadi,.

Çok geçmeden "Yeni İspanya", büyük bir sömürge imparatorluğunun, en değerli bölümü haline geldi. Gerileme dönemi. XVII. yy'da "Yeni İspanya" ekonomisi gerilemeye başladı. Hastalıklar ve aşırı çalıştırma sonucunda Kızılderili nüfusun büyük bölümü yok oldu: 1520 yıllarında 11 milyonun üstünde, 1550 yıllarında da 7 milyon kadar olduğu sanılan Kızılderili nüfusu, 1700 yıllarında 1 milyona kadar düştü. Bu arada büyük sığır ve koyun sürülerinin otlatılmasıyla, tarıma elverişli alanlar yok edildi. İspanyolların sulamada yararlanılan akarsuları tekellerine almalarıyla, Kızılderili köylülerin besin yetiştirnıesi olanaksızlaştı. işçi yetersizliğinden, maden ocakları kapamaya yüz tuttu. Nüfusun seyrekleştiği kırsal kesimdeki topraklar (haciendalar) kendi kendine yeterli siyasal ve ekonomik birimler haline geldiler. Rahipler ve askerler, sınırları günümüzde ABD'nin Texas ve Kaliforniya eyaletlerini oluşturan topraklara yaydıkça, genel valiliğin sınırları genişlemeyi sürdürdü. Ama XVIII. yy'ın büyük bir bölümünde, kendi ekonomisi de çöküntü halinde olan İspanya'dan pek yardım alamadı. Bourbon reformları. İspanya tahtına çıkan Bourbon sülalesi, XVIII. yy'da sönıürgeleri yeniden örgütledi: sal sınırlar yeniden belirlendi; krallık adına vergi toplanması geliştirildi; dışsatım ve dışalımdaki yükümlülükler azaltıldı; Yeni Ispanya'ya dürüst görevliler atandı. Bunun sonucunda ekonomide gerçek bir patlama gerçekleşip, maden üretimi dört kat artarken, tarım ve ticaret yeniden gelişti. Acapulco, Doğu'yla ticaretin başlıca merkezi olurken, Veracruz, Antil adaları ve Avrupa'yla ticaretin başlıca limanı haline geldi. Sönıürgeciler, tümü yerel maddelere dayalı dokuma, ip, tütün, porselen ve pulque (bir alkollü içki) sanayilerini geliştirdiler. Yünlü kumaş ve çömlekçilik merkezi Puebla, büyük bir kente dönüştü. Guanajuato ve Guadalajara, başlıca ticaret ve sanayi merkezleri haline geldiler.

Bu gelişme sonucunda, sömürgenin yönetim merkezi Mexico'nun nüfusu 170 000'i buldu. Genel valinin ve bir Audencia'nın merkezi olan kentte, bir üniversite ve bir mühendislik okulu kuruldu. 1800'de Yeni İspanya, imrenilecek bir konuma gelmişti: Madencilik, sanayi ve tarımın geliştiği, önemli öğretim merkezleri büyük kentler bulunan sömürgenin nüfusu 6,5 milyonu bulmuştu (yaklaşık % 42'si Kızılderili, % 18'i beyaz, % 38'i melez). Genel vali, güneyde günümüzün Panama'sını, kuzeyde de günümüzün Kaliforniya eyaletini (ABD) içeren bir alanı yönetiyordu. Ne var ki, sistem kendi kendini yok etmenin tohumlarını da bünyesinde taşımaktaydı: Avrupa asıllı olan, ama "İspanyol Amerika"da doğmuş olanlar (Criollolar), siyasal gücün İspanya'dan gönderilen görevlilerin tekelinde olmasından ve Ispanya doğumlulara öncelik tanıyan ekonomik sistemden hoşnut değillerdi. Ayrıca, Ispanya'nın dünya devletleri arasındaki durumu zayıfladıkça, sömürgedeki gücü de yıpranmaktaydı. Sömürgenin kırsal kesimindeki, yeterli toprağı ve satın alma gücü bulunmayan yığınlardan binlerce kişi, kentlerin çevresindeki gecekondu semtlerinde toplanıyordu. Sınır bölgelerini yönetirp merkezlerine bağlayan yollar yeterli olmadığından, söz konusu bölgeleri savunmakla görevli askeri birlikler ikmal sıkıntısı çekiyorlardı. Sonunda bu sorunlar, 1820 yıllarında İspanya'yla ilişkilerin kesin olarak kopmasına yol açtı. BAGIMSIZLIKTAN 1910'A Meksika'nın bağımsızlığı, aşağı yukarı eşzamanlı iki devrimle sağlandı.


ISPANYOL EGEMENLIĞI ispanyollar , ispanya tarihi, endülüs nerede ,ispanya şehirleri ,ispanyol paça pantolon kombinleri  ,  endülüs emevi devleti  ispanya iç savaşı, ispanya başkenti
İlk devrimin önderleri, Miguel Hidalgo y Costilla ile Jose Maria Morelos y Pavon, yoksul birer rahiptiler ve hedefleri sömürge yetkilileriydi. 16 Eylül 1810'da Hidalgo, Dolores kasabasında yaptığı, "Crito de Doleres" ("Dolores'te atılan çığlık") adı verilen konuşmasıyla, yeni bir yönetim örgütü kurulmasını ve toprakların yeniden bölüştürülmesini isteyen bir Kızılderili ayaklanmasını başlattı. Oluşturduğu birlikler, Meksika'nın koruyucusu sayılan "Guadalupe Meryemi"nin bayrağı altında Mexico kentine doğru ilerlediler. Bu arada Morelos da, ülkenin güney kesiminde bir gerilla hareketi başladı ve Hidalgo'nun 1811'de yakalanıp, idam edilmesinden sonra, devrimin önderliğini üstlendi. Ama İspanyol bürokrasisi ve zengin Criollolar, ayaklanmayı bastırmayı başarıp, Morelos'u ve ayaklanmanın öbür önderlerini idam ettiler (1815). İkinci devrim, o sırada liberallerin iktidara geldiği Ispanya'nın, toprakların yeniden bölüştürülmesi isteklerini kabul etmesinden korkan zengin Criolloların, Agustin de Iturbide'nin önderliğinde ayaklanmalarıyla patlak verdi ve sömürgedeki muhafazakâr İspanyolların da desteğiyle 1821'de Meksika'nın bağımsızlığı ilan edildi. İturbide 1822'de imparator Agustin I adıyla tahta çıktıysa da, ücretleri ödenmeyen birlikler, ertesi yıl mali bakımdan iflas halindeki imparatorluğu devirip, cumhuriyeti ilan ettiler. Guadalupe Victoria'nın (1786'ya d.1843) ilk cumhurbaşkanlığına seçildiği ülkede, 50 yıl süreli bir kargaşa dönemi başladı. Santa Anna dönemi. Tarihçiler, 1823'ten 1855'e kadar süren döneme, "Santa Anna dönemi" adını verirler. lturbide'yi deviren darbenin önderlerinden biri olan ve art arda cumhurbaşkanlığına seçilen general Antonio Lopez de Santa Anna, aslında temsili özellikleri ağır basan, yönetime tam anlamıyla egemen olmayan bir kişiydi. Üstelik o dönemde, Meksika, hiçbir kişi ya da topluluğun tek başına çözemeyeceği sarsıcı sorunlarla karşı karşıyaydı: Devlet, Ispanyol yönetiminin ve İturbide döneminin bıraktığı milyonlarca pesoluk bir iç borçla karşı karşıyaydı; askeri giderler, gelirlerin çok üstündeydi. Kaygıya kapılan hükümetler dış borç arıyor, ama ancak yüksek faiz ve iskonto oranlarıyla bulabiliyorlardı. Üstelik sağlanan borçlar devlet görevlileri tarafından ya kullanılmış savaş gereçleri satın alınmasına harcanıyor ya da kişisel hesaplara aktanlıyor, bunun sonucunda, ekonomik bunalımı çözmeyi başaramayan hükümetler, birbiri ardına kurulup yıkılıyordu. Bu karışık dönemde, rakip iki topluluk, egemenliği ele geçirmek için karşı karşıya geldi: Bölgesel güç merkezlerini ve serbest ticaretin çıkarlarını temsil eden, yeni Meksika devletini ABD modeline göre örgütlenmek isteyen liberaller; ordu, Mexico kenti, sömürgenin öbür yönetim merkezleri ve bazı sanayiciler tarafından desteklenen muhafazakarlar. Her iki topluluk da, çözümlenmesi güç mali sıkıntıları hafifletmek için, kilisenin servetine yöneldi.

Kimi zaman liberallere, kimi zaman muhafazakarlara yaslanan Santa Anna, iktidarı bir elde etti, bir elinden kaçırdı. Süregelen bu kargaşa, 1850 yıllarında gerçek bir yıkıntıyla sonuçlandı: Maden üretimi sözcüğün tam anlamıyla durdu; tarım geriledi; ticaret ve sanayi, iç gümrük duvarları, yabancı rekabet, yolsuzluklar ve siyasal şiddet eylemleriyle karşı karşıya kaldı; ülkeye dışardan göç durdu; bu arada Texas, 2 Mart 1836'da bağımsızlığını ilan etti. 1846'da ABD'yle patlak veren savaşta, yetersiz Meksika ordusu, bozguna uğradı ve Guadalupe Hidalgo Antlaşması'yla, Meksika, topraklarının yarısından çoğunu yitirdi (yitirilen yerler arasında günümüzde ABD'nin Kaliforniya ve New Mexico eyaletlerinin içerdiği topraklar ile Arizona eyaletinin kuzey kesimi de vardı). Böylece, Meksika, sözcüğün gerçek anlamıyla bir yıkımla karşı karşıya kaldı. Devlet borçları astronomik boyutlara ulaştı; ordu yozlaşarak, bir eşkiya ordusuna dönüştü. 1853'te "ömür boyu diktatör" olarak iktidara dönen Santa Anna, günümüzde Arizona eyaletinin güney kesimini oluşturan toprakları da ABD'ye 10 milyon dolara sattı. Liberallerin reforndarL 18551te Melchor Ocampo (181461), İgnacio Comonfort (181263) ve safkan bir Kızılderili olan Benito Juarez'in önderliğindeki liberaller topluluğu, Santa Anna'yı iktidardan çekilmek zorunda bırakarak, Meksika devletinin üstüne çökmüş olan egemenliğine son verdi. Liberaller, çöküntü halindeki ekonomiyi toparlamak amacıyla, kilisenin topraklarının çoğuna el koyularak satılmasını ve Kızılderililerin yarıcı olarak işledikleri toprakların (ejidolar) köylülerin rnülkiyetini bırakılmasını sağlayan bir karaname çıkardılar. Ama bu reformlar, bir köylü orta sınıfı yaratma amacına ulaşamadı: Yoksul köylüler, kendilerine sunulan toprakları satın alamıyorlar& Liberallerin yeni bir Anayasa da hazırlamalarından (1857) sonra, devlet gelirleri bu kararların uygulanmasıyla arttıysa da, paranın büyük bölümü bu kez de Reform Savaşı (185861) diye adlandırılan yeni bir iç savaşa gitti. Muhafazakarların kendilerine ülke dışından yardım aramaları sonucunda, 1862'de Fransa imparatoru Napoleon III, Avusturya arşidükü Maximilian'ın yönetiminde, Meksika'da bir imparatorluk kurmaya çalıştı; ama Juarez yönetimindeki liberaller, buna kararlı biçimde karşı koydular. Maximilian, Fransız birlikleri ve Meksikalı muhafazakarlar tarafından desteklenmesine karşın, yetkisini kabul ettirmeyi başaramadı ve 1867'de Fransa'nın Meksika'daki birliklerini geri çekmesiyle, yalnız kalarak idam edildi.


Cumhurbaşkanlığına seçilen Juarez, Meksika'yı modernleştirmek için çeşitli reformlar başlattıysa da, 1872'de öldü. Liberaller birçok hata yapmakla birlikte, etkileyici başarılar da elde etmişlerdi: Ordunun, kilisenin ve öbür tutucu öğelerin aşırı yetkilerinin ortadan kaldırılması; demokrasi ilkelerinin, 1857 Federal Anayasası'yla kurumlaştırılması; Maximilan'a karşı verilen savaşımla, o tarihe kadar Meksika'da bilinmeyen ulusçuluk duygusunun yaratılması. Don Porfirio dönemi. Ama Juarez'den sonra, işbaşına gelen liberaller başarısızlığa uğradılar ve 1867'de general Porfirio Diaz, iktidarı ele geçirdi. Meksika'yı 1910 Devrimi'ne kadar yöneten, 18771880 ve 18841911 arasında cumhurbaşkanlığı yapan Porfirio Diaz döneminde, yeni bir Meksika oluştu: Düzen ve devlet örgütünün işlemesi sağlandı; iç savaşlar sona erdi; eşkiyalık ortadan kaldırıldı; eyalet valileri Mexico'da çıkarılan yasaları uygulamaya başladılar; ordu profesyonelleşti; binlerce kişiden oluşan jandarma gücü Rurales kuruldu ve ülkede düzeni korudu. Diaz ve danışmanlığını yapan zengin aydınlar topluluğu ("Cientifico"lar), Fransız olguculuğunu, ulusal ilke olarak kabul ettiler.

Olgucu filozofların bilime, teknolojiye ve niceliksel artışa körü körüne inanmalarını, Diaz kendini ideolojik açıdan onaylatmakta kullandı. Yabancı yatırımcıların yeni siyasal ve ekonomik ortamdan yararlanmak için ülkeye akın etmeleriyle, büyük miktarlarda yabancı sermaye geldi. Bütün bu koşullar sayesinde, olağanüstü bir gelişme yaşandı: Dışsatım ve ulusal gelir arttı; Meksika'nın pek çok yerinde yeni anayollar, demiryolları ve telgraf hatları yapıldı; her yerde yeni sanayi tesisleri kuruldu; yabancı yatırımlar ve yabancı teknoloji madenciliği yeniden canlandırdı; Veracruz yakınında önemli petrol yatakları bulundu. Geri kalmışlığindan ötürü hor görülen Meksika, o dönemde, yeni kurulan ülkelerin çoğuna örnek gösterilmeye başlandı.

Ne var ki, 1800 yıllarındaki Yeni Meksika sömürgesi gibi, "Porfirio Meksikası" da kendi yokoluşunun tohumlarını içinde taşıyordu: Kentlerde ve kırsal kesimde yığınların gün geçtikçe yoksullaşması sürdü; bütün sınıflardan Meksikalılar arasında, yabancıların ekonomi üstünde gün geçtikçe artan egemenliğinden duyulan hoşnutsuzluk çığ gibi büyüdü. Sonunda, siyasal bakımdan iddialı bir genç kuşak, Diaz ve halkının 30 yıldır süregelen egemenliğine karşı çıkmaya başladı. 1910 DEVIROMI'NDEN 1940'A Diaz'ın diktatörlüğünün son yıllarında iki önemli grev (Sonora'da Cananea bakır şirketinde ve Veracruz'da Rio Blanco dokuma fabrikalarında) patlak vermesinin yanı sıra, hoşnutsuzluk gün geçtikçe arttı ve mali sıkıntılar yeniden baş gösterdi. Gene de, 1910 Devrimi ve rejimin çökmesi, Batı dünyasında bir şaşkınlık şoku yarattı.

Devrim. Ayaklanmanın başlıca dolaysız nedeni, Diaz'ın siyasal iktidarı tekeline almış olmasıydı. Diaz 1908'de, belki de yönetiminin otokrasi niteliği taşıdığı yolundaki suçlamalara yanıt olarak, ABDli gazeteci James Creelman'a Meksika'nın 1910'da serbest seçimlere hazır olacağını açıkladı. Bu görüşme yayınlanınca, yönetimden hoşnut olmayan çeşitli kesimler, örgütlenmeye başlamak gerektiğini düşündüler. Muhalefet, Kuzeyli bir büyük toprak sahibi olan, etkili bir siyasal hareket örgütleyebilmek için gerekli zamanı, kaynağı ve ilişkileri bulunan Francisco İ. Madero'nun çevresinde toplandı. Kampanyasını "etkili bir seçim, aynı kişiyi bir daha seçmek değildir" sloganıyla yürüten Madero, Diaz'ın seçimlere hile karıştırması üstüne bir ayaklanma başlattı ve ayaklanma büyük bir hızla, ülkenin her yanına yayıldı. Diaz'ın yolsuzluklara bulaşmış askeri örgütünün başarısızlığa uğraması üstüne, yaşlı diktatör yurt dışına kaçtı. Ilımlı bir siyasetçi olan Madero, toplumsal reformlar yapmaya da, herhangi bir kökten değişikliğe gitmeye de yanaşmayıp, bu tutumuyla hem toprak reformunun radikal yandaşlarında, hem de her türlü değişikliğe karşı olan ve yeni cumhurbaşkanının zayıflığından hoşlanmayan büyük toprak sahiplerinde çok geçmeden düşmanlık uyandırdı.

Sonuçta, muhafazakarların desteklediği Victoriano Huerta tarafından devrilip, idam edildi (1913). Meksika bir kez daha ykıcı şiddete gömülmüştü. Kuzeyde, eski bir eşkiya olan Pancho Villa, yerel sığırtmaçları örgütledi. Güneyde, bir küçük çiftçi olan Emiliano Zapata, topraksız köylülerden bir ordu oluşturdu. Birçok başka küçük çete de, Huerta'ya karşı savaşıma katıldı. Woodrow Wilson'un başkanlığındaki ABD yönetimi, ülkeye yaptırımlar uygulayıp, işi Veracruz'a birlikler gönderek kenti aylarca işgal altında tutmaya kadar vardırdı. Ordusu yenilen Huerta kaçtıysa da, Ağustos 1914'te, Madero'yu desteklemiş bir büyük toprak sahibi olan Venustiano Carranza'nın iktidarı ele geçirmesiyle, bu kez ona bağlı birlikler ile kuzeyde Villa'nın, güneyde de Zapata'nın birlikleri arasında iç savaş başladı. 1915'te ABD yönetimi,Clarranza'yı fiili hükümetin başı olarak tanıdıysa da, gerilla saldırıları 1917'ye kadar sürdü; o tarihte Carranza'nın birlikleri, duruma egemen olmayı başardılar: Zapata öldürüldü (1919); Villa teslim oldu 51 u (sla9v2a°)' kazananların topladıkları kurultay, kilise karşıtlığı, toprak reformu, ulusçuluk ve işçilerin korunması ilkelerini içeren yeni bir Anayasa hazırladı (1917). c Ne var ki, aşırı ulusçu ar.ranza, toprak reformu yapılnişdçiisihnareketi n maso'ındaedkae, in hareketinin güçlenmesine de karşıydı. 192 yerine general Alvaro Obregon'un cumhurbaşkanlığına seçilmesini engellemeye çalışması üstüne, ertesi yıl Obregon'un düzenlediği bir askeri darbeyle devrildi. Kuzey Hanedam. 19211933 arasında Meksika'yı, Kuzey Hanedanı diye adlandırılan hükümetler yönetti. Sırasıyla cumhurbaşkanlığına seçilen Obregon, Plutarco Elias Calles, Emilio Portes Gil, Pascual Ortiz Rubio ve Abelardo Rodriguez yönetimleri (tümünde ülkenin kuzey kesimi kökenli siyasetçiler ağır basıyordu), bir yandan düzeni sağlarken, bir yandan da ekonomiyi geliştirmeye, toprak reformu yaparak ve ücretleri yükselterek iç pazarı genişletmeye çalıştılar. Ne var ki, rahipler sınıfının, büyük toprak sahiplerinin, yabancı yatırımcıların ve kendi saflarındaki hırslı generallerin sert muhalefetiyle karşı karşıya kaldılar. Gene de, iki askeri ayaklanmayı ve Meksikalı militan katoliklerin Cristero Ayaklanması'nı kanlı biçimde bastırmayı başardılar.

Kuzeyliler Hanedanı, hedeflerinden çoğuna ulaştı. Siyasal barışı sağlamak için araç olarak, idamlardan yararlandı; hükümet yanlısı siyasal güçleri birleştiren yeni bir siyasal parti olan Ulusal Devrimci Parti'yi (UDP) kurdu; muhalefet partilerini sindirdi. Calles ve Portes Gil'in yaptıkları toprak reformlarıyla iç pazar büyüdü; kırsal kesimde düzen sağlandı. Obregon, sendika temsilcilerine hükümetinde yer verdi ve bunun sonucunda da ücretler (sendikal' kent işçilerininki) yükseldi; ekonominin üretkenliği arttı; madencilik toparlandı; Monterrey, çelik üretiminin merkezi haline geldi. Calles, ABD'yle yakın ilişkiler kurduysa da, petrol sanayisinin denetiminin devlette kalması için çabaları, iki ülke arasında sorun yarattı. Bütün bu reformlara karşın, 1930 yıllarında ülkede hoşnutsuzluk odaklarının varlığı sürmekteydi Hükümet ve onunla işbirliği yapan sendika yöneticileri, gün geçtikçe yolsuzluklara karıştılar; UDP'nin önderi Calles, gün geçtikçe daha tutucu bir siyaset izleyerek, toprak reformuna son verdi ve grevlere karşı çıktı; bu arada 1929'da, ABD'de patlak vererek dünya ekonomisini etkileyen Büyük Ekonomik Bunalım, ülke ekonomisinde başlayan toparlanmayı durdurdu; aydınlar, ABD cumhurbaşkanı Franklin Delano Roosevelt'in New Dealine benzer reformların Meksika'da da yapılmasını istemeye koyuldular. 1934'te cumhurbaşkanlığına seçilen general Lazaro Cardenas, daha önce Calles'le işbirliği yapmış olmasına karşın, kendisinden beklenmeyen bir biçimde, Kuzeyliler Hanedanının uygulamalarına son vererek, 1910 yıllarının devrimci girişimlerini canlandırdı Calles'i sürgün edip, kapsamlı bir toprak reformu uyguladı;

Meksikalı eski eşkiya Pancho Villa (ortada sağda), 1910 Devrimi'ni izleyen siyasal kargaşa döneminde yürüttüğü gerilla savaşıyla, bir halk kahramanına dönüşmüştür. Yürüttüğü silahlı muhalefet, Victoriano Huerta'nın devrilmesinde (1914) önemli rol oynamıştır.

ISPANYOL EGEMENLIĞI ispanyollar , ispanya tarihi, endülüs nerede ,ispanya şehirleri ,ispanyol paça pantolon kombinleri  ,  endülüs emevi devleti  ispanya iç savaşı, ispanya başkentiişçi hareketini yeniden örgütledi; yabancı petrol şirket!erini devletleştirdi; devlet yönetimindeki kolektif çiftlikleri, Meksika tarımının temeli olacak biçimde örgütledi (bu çiftliklere ejidolar adı verildi). Sonra, 1940'ta yapılan seçimle, cumhurbaşkanlığını ılımlı general Manuel Avila Camacho'ya devretti. 1 940'tan günümüze Meksika. Avila Camacho ve ondan sonra cumhurbaşkanlığına seçilen Miguel Aleman Valdes, Meksika'nın Cardenas yönetiminden başlayarak izlediği siyasetleri bir yana bıraktılar. Sanayinin geliştirilmesine ağırlık verip, ulusal gelirin daha adil biçimde bölüşülmesini sağlayacak toplumsal reformlara ve ekonomide ulusçuluğa önem vermediler. Bunun sonucunda büyük bir ekonomik gelişme döneminin başlamasına karşılık, zenginliğin haksız bölüşülmesi daha da arttı. Ekonomik sorunlar, aydınların hoşnutsuzluğu ve yönetimin işçi sınıfı üstündeki baskıları, 1968'de büyük bir öğrenci boykotuna yol açtı. Ama başkanlığa seçilmiş olan Gustavo Diaz Ordaz yönetimi, bu hareketi kanlı biçimde bastırdı. Diaz Ordaz'dan sonra cumhurbaşkanlığına seçilen Luis Echeverria Alvarez'in dönemi bir ekonomik istikrarsızlık ve siyasal huzursuzluklar dönemi oldu. Echeverria'dan sonra cumhurbaşkanlığına seçilen Jose Lopez Portillo döneminde, yeni bulunan petrol yataklarının işletilmeye başlanmasıyla Meksika, ekonomik refah ve uluslararası alanda saygınlığırıın yükselmesi evresine girdi. Ama 1980 yıllarında dünya petrol pazarında fiyatların düşmesi, Meksika'yı yeniden büyük bir ekonomik bunalıma sürükledi. 1982'de Miguel de la Madrid Hurtado'nun cumhurbaşkanlığına seçildiği sırada, Meksika iflasın eşiğindeydi. Bunun üstüne hükümet, özelleştirmeyi ve enflasyonu düşürme çabalarını da içeren geniş kapsamlı bir kemerleri sıkma siyaseti uygulamaya başladı. 1985'te başkentin bir depremden büyük zarar görmesiyle (binlerce kişi öldü), ekonomi daha da güç duruma düştü. Aralık 1988'de, 1929'dan başlayarak iktidarda kalmayı başarmış olan Kurumsal Devrimci Parti'nin kıl payıyla iktidarda kaldığı tartışmalı bir seçimden sonra, Carlos Salinas de Gortari cumhurbaşkanlığına seçildi. Dış borçların 100 milyar doları, iç borçların da 50 milyar doları aşmış olduğu ülkede, hükümet, yabancıların şirket kurabilmelerini sağlamak amacıyla Meksika'nın yabancı yatırımlarla ilgili mevzuatını liberalleştirdi; devlet kuruluşlarını özelleştirmeye başladı ve Meksika'nın dış borçlarını azaltmak amacıyla kredi açmış olan yabancı bankalarla, bir yol gösterici program üstünde görüşmeye girişti. 1990'da Meksika, 1989'da ABD ile Kanada arasında yapılmış serbest ticaret anlaşmasına benzeyen bir anlaşma için ABD'yle görüşmele 

re başladı. Amacı bir "Kuzey Amerika Ortak Pazarı" oluşturmak olan bu görüşmelere, Kanada da 1991'de katıldı. Ekonominin yavaş yavaş da olsa düzelmeye başladığı sırada, güneydoğu kesimdeki Chiapas eyaletinde, Kızılderililerin Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu adlı örgüt yönetimindebaşlattıkları kanlı ayaklanmalar, güçlükle de olsa hastırıldı (1994).

Meksika körfezi

Atlas okyanusuna bağlı deniz kolu. Kuzeyde ve doğuda ABD topraklarıyla, batıda ve güneyde Meksika topraklarıyla, doğuda Küba'yla sınırlı olan Meksika körfezi, her biri yaklaşık 160 km genişliğinde iki boğaz içerir; bunlardan Florida'nın güneyindeki Florida boğazı, körfezi Atlas okyanusuna, Meksika ile Küba arasındaki Yucatan boğazı da, Antil denizine bağlar. Oval biçimli olan Meksika körfezinin yüzölçümü 1 602 000 km2'dir; en derin yeri Sigsbee çukurunda deniz düzeyinin 4 321 m altına inilmekle birlikte, genellikle sığdır. Uzunluğu 4 800 km'yi bulan kıyıları, genellikle alçak ve bataklıktır; pek çok küçük ada ve denizkulağı içerir. Iklimi astropikal iklim ile tropikal iklim arasında değişir ve haziranekim ayları arasında sık sık fırtınalar olur. Körfeze dökülen ırmakların başlıcaları Mississippi ve Grande ırmaklarıdır. Meksika körfezine Yucatan boğazından giren Golfstrim, saatin ibreleri yönünde akıp, girdiğinden çok daha ısınmış olarak Florida boğ azından çıkar. Kuzeydoğuya doğru aktığından ABD ve Meksika kıyıları ile Atlas okyanusu suları üstünde ısıtıcı etki gösterir. Körfezde, kıta sahanlığında büyük petrol, doğal gaz ve kükürt yatakları vardır; ayrıca, bol balık ve kabuklu deniz ürünleri içerir.

Mektubizade, Abdülaziz: Bk. ABDÜLAZİZ, MEKTUBİZADE.

Melaka: Bk. MALAKKA.

Melanchthon, Philipp

Alman reformcusu (Bretten, Baden 1497Wittenberg 1560). Heidelberg ve Tübingen'de öğrenim gören Philipp Melanchthon (asıl adı Philipp Schwarzerd'dir), Wittenberg Üniversitesi'nde Yunanca profesörlüğüne atandı (1518). Luther'in yanında yeralarak, 1521'de Reform'un ilk dogma açıklaması olan Loci Communes Rerum Theologicarum'u (Tanrıbilimde Ortak Noktalar), 1530'da da protestanlığın ilk kurallar derlemesi olan Augsburg inancasinı yazdı. Luther'in ölümünden sonra, Reform hareketinin önderliğini üstlenip, barışı sağlayabilmek amacıyla, çeşitli hizipleri uzlaştırmaya çalıştı.

Melanezya

Okyanusya'daki üç büyük ada topluluğundan biri. Fici adaları, PapuaYeni Gine, Vanuatu, Solomon adaları ve Fransız Yeni Kaledonyası'nı içeren Melanezya, XVIII. yy'da İngiliz gezgini James Cook tarafından bulunmuştur.

Melanezyalılar

Büyük Okyanus'ta PapuaYeni Gine, Bismarck adaları,

Solomon adaları, Vanuatu, Fransız Yeni Kaledonyası ve Fici adalarında yaşayan halk. Toplam nüfusları 2 milyonu aşan Melanezyalıların, oldukça basit yapıtı dilleri, Okyanusya dilleri öbeğinden Melanezya dillerini oluşturur. Beden görünüşü, dil ve kültür açısından aralarında büyük farklılıklar bulunan Melanezyalılann, Negroyit ve Australoyit ırklarının kanşmasıyla ortaya çıktıkları düşünülmektedir. Bazı toplulukların kültürleri, Polinezya ve Mikronezya kültürleriyle ilişkilidir (Polinezya etkisi özellikle Fici adalarında belirgindir). Melanezyalılann büyük bölümü meyve ve sebze yetiştiriciliğiyle geçinirler.

melas Şekerkamışından ya da şekerpancarından şeker üretme sürecinin sonunda, kristalleşmeden kalan artık. Özel kokulu, çok koyu ve yapışkan bir şurup olan melas, tatlandırıcı elde edilmesinde kullanılmasının yanı sıra, rom üretiminin temel maddesidir. melatonin: Bk. EPİFİZ.

Melbourne

Avustralya'nın ikinci büyük kenti. Port Phillip körfezi kıyısında yeralan, Victoria eyaletinin merkezi olan Mel

Avustralya'nın güneydoğu kıyısında yeralan Melbourne, ülkenin ikinci büyük kenti ve Victoria eyaletinin merkezidir. 1830 yıllarında kurulmuş, 1850'de Victoria eyaletinde altın yatakları bulunmasından sonra, olağanüstü hızla büyümüştür. bourne'un nüfusu 3 043 500'dür (çevre belediyelerle birlikte). Önemli bir sanayi (tersaneler; otomotiv sanayisi; hazırgiyim sanayini; metalürji; vb.) finans ve yönetim merkezi olan kent, aynı zamanda da işlek bir liman ve karayolları kavşağıdır. Melek, Abdurrahman Türk siyasetçisi ve devlet adamı (Antakya 1896? 1978).


Tıp öğrenimi görüp, İskenderun sancağında hekimlik yapmaya başlayan Abdurrahman Melek, siyasete atılarak, Fransız işgali altındaki Hatay/da Hatay Halk Partisi başkanlığına seçildi (1937). Milletler Cemiyeti Hatay'ın bağımsızlığına karar verince, kurulan Anayasa hazırlama komisyonunda danışmanlık yaptı. 1938'de manda sahibi devlet adına Hatay valiliğine, seçimlerin yapılmasından (1938) sonra da, cumhurbaşkanlığına seçilen Tayfun Sökmen tarafından başbakanlığa getirildi (1939). Hatay Türkiye'ye katılınca, Gaziantep milletvekilliği yaptı (19391950). Hatay Nasıl Kurtuldu (1966) adlı bir kitap yayınladı.

Melek Ahmet Paşa: Bk. AHMET PAŞA, MELEK.

melekbalığı

Birbiriyle hiçbir ilgisi bulunmayan iki balık cinsinin üyelerine verilen ortak ad. Güney Amerika'da tatlısularda yaşayan Pterophyllum cinsinden melekbalıklarının gövdeleri koyu renk dikey çizgili, sırt, kuyrukaltı ve karın yüzgeçleri kılçıklıdır; akvaryum balığı olarak yetiştirilirler. Tropikal bölgeler denizlerindeki mercan kayalıklarında yaşayan Pomacanthus cinsinden melekbalıklarının gövdeleri parlak renklidir; solungaç kapaklarının alt kenarında geriye doğru uzanan sivri bir diken yer alır.

Melek İbrahim Paşa: Bk. İBRAHİM PAŞA, MELEK.

ISPANYOL EGEMENLIĞI ispanyollar , ispanya tarihi, endülüs nerede ,ispanya şehirleri ,ispanyol paça pantolon kombinleri  ,  endülüs emevi devleti  ispanya iç savaşı, ispanya başkenti

Maydanozgiller ya da şemsiyegiller ailesinden bitki cinsi (Bil. a. Archangelica). Anayurtları Avrupa'nın kuzey kesimi, Grönland ve İzlanda olan melekotu cinsi üyeleri

MELEN, FERİT 9

günümüzde Avrupa'nın çeşitli kesimlerinde yetiştirilen ikiyıllık otsu bitkilerdir. Genç saplarından ve yaprak saplarından, pastacılıkta yararlanılır.

Melen, Ferit

Türk siyasetçisi (Van 1906Ankara 1988). Mülkiye Mektebi'ni bitiren (1931) Ferit Melen, İçişleri ve Maliye

Ferit Melen.

bakanlıklarında çeşitli görevlerden sonra siyasete atıldı. 1950 seçimlerinde CHP'den milletvekilliğine seçilip, 19621965 arasında meclis dışından Maliye bakanlığı yaptı. 1964'te CHP'den senatörlüğe seçildi. Güven Partisi'nin kurucuları arasında yeralıp (1968), 1971 1972 arasında yeniden Maliye bakanlığında bulundu. 1972'de cumhurbaşkanı Sunay tarafından başbakanlığa atanıp, on bir ay sonra görevini Naim Talu'ya devrederek, senatörlükte, kontenjan senatörlüğünde (1974 1980) bulundu. 1983'te MDP/den milletvekilliğe seçilip, MDP dağılınca (1987) siyasetten uzaklaştı.

Melekbalıkları, balıkların en renklilerini içerir. Resimde, çeşitli melekbalığı türleri görülmektedir. 

Erkek eşek ile kısrağın (dişi at) çiftleşmesinden doğan katır (A) kısırdır. Meyve sineklerinden (B) iki ayrı tür arasındaki çiftleşmeden doğan dişi yavrular üretken, erkekler kısır olur. Melez bir dişi, baba soyundan bir erkekle çiftleştirilirse, daha zayıf, dolayısıyla daha kısa örrıürlii yavrular verir. Doğal buğday ve pirinç melezlerinden (C) çoğu, kısırdır. Farklı çeşitlerin, soyların, ırkların ya da halkların birleşmesinden ortaya çıkan ürün. Doğada, farklı hayvan türleri arasındaki birleşme, kur yapma biçimlerindeki farklılıklarla, fiziksel uyuşmazlıklarla ya da melez embriyonun gelişmeyip, dişinin düşük yapmasıyla önlenmiştir. Bu engelleme önemlidir; çünkü belirli bir tür, içinde bulunduğu yaşama koşullarına uyum sağlasa da, ondan üreyecek melez bu uyumu sağlayamayabilir. Katır (kısrak ile erkek eşeğin yavrusu) ve zebroid (at ya da eşek ile zebranın yavrusu) gibi melezlerse kısır olur. Buna karşılık, farklı ırklar, farklı alttürler, farklı soylar ya da aynı türün farklı çeşitleri arasında birleşme gerçekleşebilir. Sözgelimi,bütün köpek ırkları aynı türdendir ve birbirleriyle kolayca birleşebilir. Aynı durum, bitkilerin çoğu için de geçerlidir. Bu birleşmelerin ürünleri olan melezler, anababalarından çok daha çabuk gelişir ve onlardan daha iri olur, gerek ananın, gerek babanın olumlu özelliklerini bünyelerinde taşırlar. Bu olgudan yararlanılarak, mısır ve pirinç gibi ürünlerin yeni çeşitleri türetilmiştir. Sözgelimi 1960 yıllarında üretilen IR8 çeşidi pirinç, çok verimlidir; ezilmez; zararlı hayvanlara ve hastalıklara dirençlidir. Melez ürünlerin üstünlüğü, bitki aşıcılannı harekete geçirmiş ve türler arasında birleş• meye karşı engellerin ortadan kaldırılmasına yol açmıştır. Günümüzde dünya pazarlanndaki üstün tohumların çoğu "F 1 " melez ürünlerdir.

Çamgiller ailesinden, yapraklarını döken kozalaklı ağaç cinsi (Bil. a. Larix). Kuzey yarıkürenin ılıman bölgelerinde yetişen melez (melezçam da denir) cinsi üyeleri, boyları 30 m'yi bulabilen, iğne yapraklı, sarkık dallı ağaçlarclır. Cinsin üyelerinden Avrupa melezi (Larix clecklua) ve Kuzey Amerika melezi (Larix laricina) kırmızı, sert, bol reçineli odunlan için yaygın biçimde yetiştirilir. Japon melezi (Larix leptolesis) ağaçlanclırmada kullanılır.

Georges

Fransız sinema yönetmeni (Paris 1861ay.y. 1938). Hokkabazlık, gözbağalık yaptıktan sonra RobertHoudin Tiyatrosu'nu yöneten Georges Melies, 1895'te Lumieres kardeşlerin ilk gösterilerini seyrettikten sonra, daha başlangıç yıllarında sinemayla ilgilenerek, biri çok film hilesini buldu ve ustalıkla uyguladı. 18951912 kısır arasında 500'e yakın kısa film yaptı (l'Affaire Dreyfus [Dreyfus Davası, 1899]; le Voyage dans La Lune [Aya Yolculuk, 1902]; le Royaume des F&..s [Periler Krallığı, 1903]; 20 000 Lieues Sous Les Mers [Deniz Altında 20 000 Fersah, 1907]; la Civillsation â Travers Les Ages [Çağlar Boyunca Uygarlık, 1908]; vb.). Sonra apansızın sinemayı bıraktı.

Türk şairi (Tokat ?İstanbul XV. yy. sonu). Öğrenimini Iran'da tamamlayan Melihi, Istanbul'un fethinden sonra Istanbul'a gelerek, Ahmet Paşa'yla tanıştı ve onun aracılığıyla Fatih'in yakın çevresine girdi; ama çok geçmeden, içkiye düşkünlüğü nedeniyle saraydan uzaklaştınIclı. Döneminin ünlü şairlerinden olan Melihi'nin şiirlerine nazire mecmualannda rastlanır. Ahmet Paşa'nın ve Fatih'in "gönül" murabbaları, onun şiirine nazire olarak yazılmıştır.

Melikşah

Büyük Selçuklu hükümdarı (? 1055Bağdat 1092). Alparslan'ın oğlu olan, daha 910 yaşlarındayken yönetim işleriyle ilgilenen Melikşah, babasının Gürcistan seferinde bazı kalelerin alınmasına katkıda bulundu. Kendinden büyük kardeşleri olduğu halde, cesurluğu, zekâsı ve yetenekliliği sayesinde babası tarafından veliaht ilan edilip (1066), babası ölünce tahta çıktı (1072). Karahanlılar ve Gaznelilerle savaşıp, ayaklanan amcası Kirman meliki Kara Arslan Kavurt'u yenerek tutsak aldı ve öldürttü (1073). Karahanlıları ve Gaznelileri yenerek doğu sınırlarını genişletip, Mervanoğullarından Diyarbakır bölgesini aldı. Lazkiye ve Urfa'yı alıp, Bağdat'a giderek (1087) halifeyi ziyaret etti ve sultanlığını onaylattı. Amcasının oğlu Kutbettin İsmail'i Azerbaycan melikliğine getirip, Maveraünnehir'e yürüyerek, Ceyhun irmağıni aştı; Buhara ve Semerkant'ı aldı. Ahmet Han'ın tutsak düşmesiyle Karahanlıların batı kolu Selçuklu İmparatorluğu'na bağlandı. Sonra Kaşgar'a yürüyüp, Özkent 'e vardığında, Kaşgar hükümdan Harun Buğra Han, armağanlarla huzura çıkarak bağımlılığını bildirdi. Böylece Karahanlıların doğu kolu da Selçuklu İmparatorluğu'na katıldı (1089). Ertesi yıl, Çiğillerin ayaklanmaları üstüne, Maveraünnehir`e ikinci seferini yapıp, ayaklanmayı bastırarak Isfahan'a döndü. Fatımilerle öteden beri süregelen siyasal anlaşmazlığı çözmek istediği için, Bağdat'ı ikinci ziyaretinde yeni bir savaş planı hazırladı: Emir Tursek, emirÇubuk vb. emirler:Mekke ve Medine'yi Selçuklulara bağlayarak, hutbeyi Muktedi ile Melikşah'ın adına çevirdiler; sonra Yemen bölgesine indiler. Tursek çiçek hastalığına yakalanarak ölünce, komutayı ele alan emir' Yarınkuş, Yemen'in yanı sıra Aden ve çevresini de Selçuklu imparatorluğu'na kattı (1092). Bu arada sünnişii çatışmasına elatan Melikşah, Hasan Sabbah'ın yönettiği gizli batıni tarikatını ortadan kaldırmaya karar verdi. Alanı ut`u kuşatmakla görevlendirdiği Yoruntaş ansızın ölünce (1091), komutayı emir Koltaş devraldı ve Arslantaş Alanıut'ta Hasan Sabbah'ı, emir! Koltaş da Kuhistan'da Hüseyin Kaini'yi kuşattılar. Ama Melikşah'ın ölmesi (yediği bir av etinden zehirlendiği söylenir), harekâtın yarıda kalmasına yol açtı. 20 yıllık hükümdarlığı sırasında ıBüyük Selçuklu imparatorluğu topraklarını Kaşgar'dan Istanbul boğazına, Kafkaslardan Yemen ve Aden'e kadar genişleten Melikşah, hazırlattığı mülkiyet ve kadın hukukuna ilişkin yasalardan ötürü esSultan ülAdil diye anılmış adil bir hükümdardır. Yazar ve bilginleri (Ömer Hayyam, Kaşgarlı Mahmut, Muizzi vb.) korumuş, ayrıca özel bir takvim düzenletmiştir.

Meliküddildil, el: Bk. İMRÜLKAYS.

Melik üsSalih Necmettin Eyüp, 

Eyyubi sultanı (Kahire 1207 Mansure 1249). ElKâmil'in oğlu olan, Suriye seferine çıkan babasına Mısır'da vekalet eden (1228) elMelik üsSalih Necmettin Eyüp, babasıyla veliahtlık yüzünden arası açıldlysa da, Hasankeyf kalesini alınca doğu ülkeleri veliahtlığına getirildi (1232). Amid kalesini Selçuklulara karşı savunup, elCezire,Sincar ve Nusaybin'i ele geçirdi. Babası ölünce (1240) tahta çıkıp, bir yandan Harzemlilerin ayaklanmasıyla, öte yandan Gıyasettin Keyhüsrev 11'nin akınlarıyla güç durumda kaldıysa da, önce Gıyasettin'in birliklerini yenmeyi başardı; sonra Şam'ı aldı. Frankları yenip (1247), Louis IX'un Dimyat'ı alan (1249) Haçlı ordusunun bozguna uğratıldığı haberinin gelmesinden önce öldü.

Melik üzZahir, el

Selahattin Eyyubi'nin ikinci oğlu (Kahire 1172Halep 1216). Haçlılara karşı babasının ordusunda savaşıp, Serminiye kalesini hıristiyanlardan geri alanelMeliküzZahir (tam adı Gıyasettin Ebülfeth GazilelMelik üzZalıiı'clir), babası ölünce (1193), kardeşleri arasında başlayan taht kavgasında arabuluculuk yaptı. Bir süre sonra amcası Melik silAdire bağımlılığı kabul edip, Haçlı ordularının Leon l'in komutası altında Antakya'ya saldırılarını durdurdu.

Melville, Herman

ABD'Ii yazar (New York 1819ay.y. 1891). Varlıklı bir aileden olmasına karşın, aile şirketlerinin iflas etmesi ve babasının ölmesi üstüne, genç yaşta çalışmak zorunda kalan Herman Melville, New YorkLiverpool arasında sefer yapan bir yelkenliye tayfa girdi. 1841'de bir balina gemisine geçip, dört yıl süreyle çalıştı (yapıtlarının tümünde 18411845 arasında gördüklerini ve yaşadıklarını anlattı). Büyük ün kazanmasını sağlayan Moby Dick'i (Moby Dick lorl the White Whale) yayınladı (1851). Sağlığında pek önemsenmediyse de, .ölümün

Herman Melville, bağımsız bir Amerikan edebiyatının oluşmasına katkıda bulunmuş yazarlardandır. Moby Dick (1851) adlı ünlü yapıtı, döneminde. eleştirmenler tarafından önemsenmemiş olmasına karşılık, günümüzde bir başyapıt sayılmaktadır.

den elli yıl kadar sonra, ABD'nin en büyük yazarlarından sayılmaya başlandı. Öbür yapıtları: Typee (1846), Omoo (1847), Whitelacket(Beyaz Ceket, 1850), Piazza Tales(Piazza Masalları, 1856), The Confidence Man (Güvenilir Adam, 1857). Billy Udd (1924'te yayınlandı), Poetry (Şiir, 1924'te yayınlandı), vb.

Kadınlarda ve bazı hayvanlarda yeni doğan bebekleri emzirmek için süt salgılayan bezlerden oluşan organ. Bütün memelilerde bulunan, genel olarak "meme" adıyla belirtilen (meme bezi, süt bezi de denir) bu organ, fizyolojik açıdan çok büyük ölçüde değişiklik geçirmiş ter bezleridir. Başka hiçbir omurgalı sınıfında, memelere yakın bir organ bulunmaz. insanda doğuşta her iki cinste de gelişmemiş durumda iki meme vardır. Normal büyüme sırasında, erkek memelerinde herhangi bir gelişme olmaz; buna karşılık kızlarda, erken çocukluk dönemi sırasında meme bezleri gelişir. Hem erkekte,; hem kadında, her memenin ucunda "meme başı" denen bir çıkıntı bulunur. Meme başını, yaklaşık 3,75 cm çapında pigmentli (koyu renkli) bir halka (areola: "Ayla") çevirir; gebelik sırasında bu halka büyüyerek rengi koyulaşır. YapısB. Kadın memesi temelde yaklaşık 1520 lobdan oluşan yuvarlak bir bez dokusu kütlesidir; her lob bir boşaltma kanalıyla meme başındaki bir deliğe açılır; boşaltma kanalı sistemi ve bez dokusu, gebelikte tam olarak gelişir. Memenin büyüklüğünü, bez dokusunun çevresini saran yağ dokusunun miktarı belirler. İyi gelişmiş, iyi beslenrniş çocuk doğurmamış bir kadının memeleri, ikinci ya da üçüncü kaburgadan altıncı ya da yedinci kaburgaya ve göğüs kemiğinin dış sınırından koltuk çukura kıvrımına kadar uzanır. Memenin temelini ya da çatısını bağdokulan (ya da strorna) oluşturur. Memelerin hemen altındaki bağlar tabakası, memenin içine şeritler halinde uzanarak organın yapısının sıkılığını sağlar. Bağdokusunun derin tabakasında, karşıt yönde göğüs kaslarının kılıfına yapışan şeritler uzanır (bu bağlantı gevşektir: Memelerin göğüs çevresi üstünde serbestçe hareket etmesine olanak verir). İnceierne. Meme kanseri, 35 ve daha ileri yaştaki kadınlarda, gelişme riskinin arttığı kanser türüdür. Hastalık, erken aşamada belirlenirse tedavi edilehildiğinden, kadınların her ay göğüslerinde kanserli olabilecek şişlikler (kütleler) bulunup bulunmadığını anlamak amacıyla nıemelerini elle yoklayarak incelemeden geçirmeleri yararlı olur. Daha kesin bir tarama yöntemi de, memelerin filminin çekilmesidir (mamografi). Tıp çevreleri 50 

kafesinin, solunum hareketlerini kolaylaştıracak biçimde gelişmiş olması. Kafa. Beyni korumaya yarayan kafa, başlıca duyu organlarını taşır ve besinlerin çiğnenmesini Sağlar. Çoğu birbirine kaynanıış yassı kemiklerden oluşan kafa, balıkların ya da sürüngenlerin kafasına oranla çok daha yalındır. Besinler çiğnendiği sırada, solunuma olanak sağlamak için, damak kemiği, burun boşluğu ile ağız boşluğunu birbirinden ayırır. Kafatasının altında bulunan geniş bir delik, beyin ile omurilik arasında bağlantıyı sağlar. Türlerin kafa yapısındaki değişiklik ve çeşitlilik, genellikle hayvanın beslenme rejimiyle ilintilidir. En önemli değişiklikler, özellikle balinalarda görülür: Bunlarda burun deliği geride, kafatasının tepesine yakın bir yerdedir ve çeneler aşırı ölçüde iridir. Omurga. İskelet çatısının temel ekseni olan onıurga, art arda dizili, farklı boyda, silindirimsi kısa kemik ve kıkırdaklardan oluşur; "omur" adı verilen bu kenıiklerin ya da kıkırdakların sayısı, aşağı yukarı bütün memelilerde aynıdır. Omurga, boyun omurlarıyla kafatasına bağlanır; kafa, birinci boyun omuru olan atlas kemiğine dayanır; o da ikinci boyun omuru olan eksen kemikle eklemlenir. Göğüs onıurları kaburgalarla uzanır. Kuyruk onıurlarının sayısı, kuyruğun önemiyle orantılı olarak, türlere göre değişir. Üyeler (kol ve bacaklar). Üyeler, omurgaya bazı kemiklerle bağlanır; ön üyelerin bağlı olduğu bölüme "omuz kemeri", art üyelerin bağlı olduğu bölüme "kalça kemeri" adı verilir. insanda, kalça kemerine "leğen" de denir. Leğen, üç çift kemikten oluşur: Kalça kemiği; oturga kemiği; çatı kemiği. Üyeler, değişik ortamlara en iyi uyumu sağlamak için bazı değişikliklere uğramış olan temel bir çizime göre biçimlenm iştir. İlk memelilerin tümü, tabanına basarak yürüyen yaratıklardı; aynı yapı günümüzde ayılarda, kemiricilerde ve primatlarda da görülür. Koşmaya uyum topuğun yükselmesiyle, sıçramaya uyum ayağın uzamasıyla gerçekleşm iştir. Bu sonuncu durumda art üye (bacak), "z" biçim indedir ve bir zemberek gibi boşanabilir. Memelilerin bir bölümü (köpekgiller, kedigiller), bütün parmaklarına basarak, çiftparmaklılar ve tekparmaklılar gibi bir bölümüyse, birkaç parmağa basarak yürürler. Yüzmeye uyum, üyelerin kısalması ve kemiklerin genişlemesiyle sağlanmıştır. Yarasaların kanadı, ikiden beşe kadar parmak kemikleri ile tarak kemiklerinin aşırı ölçüde uzamasıyla ve gerilmesiyle oluşmuştur. SINDIRIM SISTEMI Memelilerin sindirim sistemi, birçok ayrı bölümden oluşur ve bunların biçimi, her türdeki işlevine göre değişiktir. Uzunluğu, beslenme rejimine bağlıdır; etçil bir hayvan olan kedide, beden uzunluğunun beş katı, otçul bir hayvan olan koyunda, yirmi katıdır. Besinler sırayla ağız, yemek borusu, mide, incebağırsak ve kalınbağırsak gibi bölümlerden geçer. Ağız. Tekdelikliler dışında bütün memelilerde ağız, dudaklarla çevrilidir; tekdeliklilerdeyse gaga biçimindedir. Ağzın yan bölümleri, sürüngenlerinkinin tersine yanaklarla kapanmıştır. Kemiricilerin ve bazı primatların yanakları, cep ya da kese biçiminde büyümüştür, yedek besin biriktirmeye yarar. Karıncayiyenler ve balinalar dışında bütün memelilerde, ağzın içinde dişler bulunur. Dişler, besinleri yakalamaya, tutmaya ve öğütmeye yarar. Dişler. Memelilerin dişleri üç çeşittir. Geniş, ince ağızlı olanlara "kesicidiş", sivri olanlara "köpekdişi", değirmen gibi öğütme işi görenlere "azıdişi" (büyük ve küçük azılar) denir. Diş tiplerinden birinin ya da öbürünün

MEMELİLER 13

eksik olması, hayvanın beslenme biçiminin özelliğidir. Kesici dişler özellikle kemiricilerde ve tavşanımsılarda çok gelişmiştir: Oyma kalemi gibi eğik ve keskin ağızlıdırlar ve sürekli olarak büyürler. Bu iki takımda, köpekdişi yoktur. Etçillerdeyse, köpekdişleri çok gelişmiştir; kesiciler küçük, ama keskindir. Bunlarda "yırtıcı diş" denen iri sivri dişler, üst çenedeki son küçük azıdişleri ile alt çenedeki ilk küçük azıdişleridir. Köpekdişleri bazen çok aşırı ölçüde uzar ve savunma dişlerini oluştururlar: Erkek yaban domuzunun alt çenesindeki köpekdişleri. Primatlar, yarasalar ve böcekçillerin diş düzeni fazla özelleşmemiştir. Otçulların azıdişleri sürekli olarak büyür. Bunun nedeni, silis gibi aşındırıcı maddeler bakımından zengin otla beslenmeleridir: Azıdişlerinin yüzeyi, yayvan, geniştir ve üstünde birçok çizgi bulunur; bu çizgiler, fildişinden daha az aşınan mine tabakalarından ileri gelir. Otçullann köpekdişleri, yararsız olduklarından çok küçülmüş ya da bütünüyle yok olmuşlardır. Memelilerin çoğunda iki tip diş görülür: Sütdişleri (belirli bir yaşa gelince değişen dişler), sürekli dişler. Diş değişmesi genellikle dikey doğrultuda olur; yalnızca filde ve manatide yatay değişme görülür. Mide. Memelilerde sindirim sisteminin ilk torbası midedir. Memelilerin çoğunda yalın olan bu torba, gevişgetirenlerde birçok bölüme ayrılmıştır. Sözgelimi sığırlarda, çiğnenen ve tükürükle karışan ot işkembeye iner, orada mikroorganizmaların etkisiyle sindirim başlar. Sonra, yem lokması ağza geri getirilir; yeniden çiğnenip yutulduktan sonra mideye döner, börkeneğe ve kırkbayıra geçer; kırkbayırda suyu soğurulur. Besinler en sonunda şirdene geçer, onun salgıladığı sindirim sıvısıyla karıştıktan sonra bağırsağa ulaşırlar. Besinlerin sindirilmesinin sona erdiği yer olan bağırsaklar etçillerde kısa, otçullarda çok uzundur (sığırda 50 metre). Sindirim sisteminin ek bezleri, yani tükürük bezleri, karaciğer ve pankreas, midenin ve ince bağırsağın salgıladığı sindirim sıvılarının etkisini tamamlarlar. SOLUNUM SISTEMI Memelilerde solunum, akciğerlerle sağlanır; eşit büyüklükte olmayan iki akciğerden sağdaki üç, soldaki iki lopludur. Akciğerlerde havanın dolaşımı, göğüs kafesinin kalkıp inmesi ve akciğerleri karın boşluğundan ayıran yassı bir kas olan diyaframın kasılmalan sayesinde art arda soluk alıp vermeyle sağlanır. Burun deliklerinden ya da ağızdan giren hava önce iki hronşa, sonra bronşçuklara ayrılan soluk borusuna girer; bronşçuklar, hava kesecikleriyle (petekleriyle) son bulan karmaşık bir borucuklar ağı halindedir. Hava kesecikleri de, yaşam için gerekli gaz alışverişinin yapıldığı çok küçük kesecik gözlerine ayrılır. Kesecik gözlerinde havanın oksijeni, kandaki alyuvarlara tutunur. Bu oksijen, kan dolaşımı yoluyla çeşitli organlara dağılır. Akciğerler, aynı zamanda, organizmayı karbon dioksitten ve besinlerin yanması sonucunda oluşan sudan arındırmakta da işe yarar. Suda yaşayan memelilerde de, solunum aygıtı, belirgin bir değişiklik göstermez, aynıdır. Yalnızca solunum ritminde önemli değişiklik vardır. Memeliler, genellikle gırtlakta bulunan ses telleriyle ses çıkarırlar. Kıkırdak yapılı bu organ, soluk borusunun üst bölümünde bulunur. Balinalar gibi bazı hayvanlarda, ses telleri yoktur; buna karşılık onlar da ses çıkarırlar; ama çıkardıkları ses, sesötesi titreşimler biçiminde olduğundan, insanlar tarafından algılanamaz. DOLAŞIM SISTEMI Memelilerin kan dolaşım sistemi kapalıdır. Akciğer kan 

sağlar; soğanilik, solunum ve yürek atışlannıdüzenler. Duyu organları. Çevreden aldıkları duyum ve izlenimVerin belirginliği ve çeşitliliği sayesinde duyu organları, memelilerin davranışında son derece önemli rol oynarlar. Mernelilerin gözü, hayvanın yaşama biçimine göre farklı büyüklükte ve farklı yerlerde olur; göz, üç kapakla korunur: Üst kapak; alt kapak; çoğunda körelmiş olan yan kapak. Memelilerin bazıları, renkleri görmezler. • işitme duyumu, memelilerde türden türe çok büyük ölçüde farklıdır. Köpek ve maymun, çok iyi işitirler; buna karşılık, koyunun işitmesi çok ağırdır. Bu konuda en gelişmiş türler olan yarasalar, 3098 000 hertz titreşim hızıyla yayılan sesleri işitirler. Balinaların kulak deliği, mernelilerin çoğununkinin tersine, son derece küçüktür; bununla birlikte, işitme duyuları çok gelişmiştir. Memelilerde tat alma ve koklama duyuları da çok önemlidir; çünkü onlar sayesinde, yenecek besini yenmeyecek olandan, türdeşi düşmandan ayırt edehilirler. Koklamayı sağlayan duyu hücreleri burun boşluklannın üst bölümünde, tat alma hücreleriyse dil pütürlerinin dibinde bulunur. Balinalar, bu bakımdan da öbür memelilerden ayrılırlar: Koklama duyuları yoktur. ÜREME BIÇIMI Memelilerin üreme biçimi, farklı çevre ortamlarına yerleşilmesinde önemli bir üstünlük sağlamıştır. Ana karnında çok iyi korunan embriyo, iklim değişikliklerinden etkilenmez. Yavruların yaşama şansı, anababanın beslemesi, bakımı ve koruması sayesinde daha da artmıştır.

Yeni bir organizmayı oluşturacak döllenmiş yumurta, bir yumurta hücresi ile bir spermatozoyitin birleşmesinin sonucudur. Erkek hücreler (spermatozoyit), erkeklerin erbezlerinde oluşur. Dişi üreme hücreleri olan yunıurtalarsa, karın boşluğunda bulunan yumurtalıklarda gelişir. Yumurtalığın çalışması çevrimseldir ve hipofiz bezinin etkisi altındadır. Ancak 66177 mikron büyük


Etiket:

ISPANYOL EGEMENLIĞI ispanyollar , ispanya tarihi, endülüs nerede ,ispanya şehirleri ,ispanyol paça pantolon kombinleri  ,  endülüs emevi devleti  ispanya iç savaşı, ispanya başkenti

Bu içerik sizi rahatsız ediyor ise ve kaldırılmasını istiyorsanız öneri şikayet bölümünden bize ulaşabilirisiniz. Tıkla bildir.


|| 23 02 2017 Şubat Perşembe