ARKEOLOJİ TEKNİKLERİ

ARKEOLOJİ TEKNİKLERİ

ARKEOLOJİ TEKNİKLERİ 
Arkeoloji (kazıbilim) alanında bilimsel bir rim yaşanmaktadır. Eski arkeologlar, kazı yapmak ki yapıtları ve el sanatı ürünlerini ortaya çıkarı ve bunların yaşını belirlemekte kullanılacak bir noloji ve zaman cetveli hazırlamak gibi işlemlerle tinirlerdi. Günümüzde de önemini sürdürmekte I bu işlemler, artık çeşitli bilim dallarından alınan ni teknik ve aygıtlarla desteklenmektedir. Bilimsel tarih belirleme yöntemleriyle güveı bir kronoloji elde edilebilir. Eski sanat ve teknoloj raştırmalarında yapıtların birleşimi incelenerek, b ların yapımında kullanılan hammaddelerin kayr ortaya çıkarılır. Zooloji ve botanikten ise, ataları zın çevresi konusunda bilgi edinmek, onların bitki hayvanlardan nasıl yararlandıklarını anlatmakta rarllanıhr. Yer altındaki tarihsel yapıtların yerini lirlemekte kullanılan bilimsel yöntemler, fotoğraf t 


niğindeki gelişmeler ve bilgisayarlarda depolanan bilgiler, arkeoloji çalışmalarını hızlandırmaktadır. Tarihi yapıtların yerinin belirlenmesi: HAVA FOTOĞRAFÇILIĞI ile birçok kazı bölgesi belirlenmiştir, Sürülmüş toprak üzerinde alçaktan seçilemeyen izler, güneş ışınları düşük bir açıyla geldiği zaman, küçük çıkıntı ve çukurların bıraktıkları uzun gölgelerden dolayı kolayca farkedilebilir. Bazı kalıntılar da yerden kesinlikle görülememelerine karşın, iklim ve bitki örtüsü elverdiği zaman, bitki izleri yoluyla havadan seçilebilirler. Yere gömülü kanal ve hendekleri doldu• ran toprak, netni emer ve üzerinde yetişen bitkiler daha uzun, daha yeşil olur. Buna karşılık yol ve duvarlar, suyu içinden hemen geçiren verimsiz bir toprakaltı tabakası oluşturduklarından, burada bitkiler cansız olur. Kalıntıları ortaya çıkarmak için kazı yapılırken, toprak bunlarla ilgili maddelerin rengini alabilir. Böylece kalıntı,bir renk iziyle de kendini belli eder. Kazıdan önce,ikalıntıların belirli yerlerini topra


ARKEOLOJİ TEKNİKLERİ 
Kare biçimli bir direnç ölçme sistemi. Bir yandaki ayaklardan gelen akını toprağa yayılır. Öteki ayaklar böylece oluşan gerilimi ölçer Bir bilgisayar arazinin haritasını çıkarır (altta). Noktaların sayısı gerilimin gücüne göre değişir. Bu harita bir boru döşeme işlemi sırasında bulunan duvarları göstermektedir. • • 
ları nedeniyle kolayca bulunabilirler. Toprağın içindeki demir oksit tanecikleri, ısıtılmadan da bir ölçüde dünyanın magnetik alanının yönünü aldıkları ve yanma işlemi sonunda demir oksit daha kuvvetli mıknatıs türlerine dönüştüğü için, toprakla dolu çukur ve hendeklerin magnetik alanı da, yerin alanından biraz daha şiddetli olur. METAL BULUCULARII, arkeoloji alanında sanıldığı kadar önemli rol oynamaz. 

Gereken biçimde yürütülen kazılarda metal kalıntılar da, sırası geldikçe çıkarılır. Bunları bulundukları yerden çıkarma amacıyla küçük delikler delmek, yapıtlara zarar verebilir. Yaş belirleme yöntemleri: Radyoaktif 'karbon 'la yaş belirleme yönteminin gelişmesi, arkeoloji kronolojisini büyük ölçüde etkiledi. Atmosferin üst tabakalarında kozmik ışınların havadaki azot ile etkileşmeleri sonunda, az sayıda karbon 14 İZOTOP'u oluşur. Yeni oluşan bu izotoplar, karbon dioksit gazına katılarak atmosferin her yanına yayılır ve bitkilerle yiyeceklerden hayvanlara geçerler. Bu yolla atmosferden gelen az sayıda karbon 14 atomu, tüm canlı organizmalarda bulunur. Canlı ölünce, sözkonusu atomlar artık yenilenmez ve kararsız radyoaktif izotopların azota dönüşmesiyle, bedende bulunan karbon 14 miktarı değişmez: bir hızla azalmaya başlar. Bu yüzden bir tahta ya da kemikteki karbon 14 miktarı, bu örneğin yaşına bağlıdır. İzotoplar, bağlı oldukları atomlardan kimyasal bakımdan farklı olmadıklarından, karbon 14'ü öteki 
Kazılar dikkatle denetlenmeli, ayrıntılar kaydedilmelidir. Bu yolla ortaya ,çıkarılan nesnelerin yeraltındaki durumları ve kronolojik özellikleri sapanır. Bu amaçla, önce bir haritalama araştırması yapılır ve direkler ve iplerle bir şebeke kurulur. karbon atomlarından ayırmak çok zordur. Ancak, alınan örneğin içindeki karbon 14 miktarı, bu örneğin radyoaktifliğini ölçme yoluyla bulunabilir. Bunu yapmak için,çoğunlukla madde, metan (CH4) gibi bir gaza dönüştürülür, atmosferdeki ışımalardan kalın bir kurşun tabakasıyla korunan duyarlı bir GE1GER SAYACI ile de RADYOAKTİFLİK'i ölçülür. 

Bir başka yöntem de, örneği sıvı benzene (C„116) dönüştürdükten sonra bir başka tür TANECİK BULUCUSU olan sentilasyon sayacında ölçmektir. Yapılan ölçüden örneğin yaşını hesaplamak için, örneğin günümüzdeki radyoaktifliğini, başlangıçtaki radyoaktiflik miktarını ve karbon 14'ün bozunma değişmezini (yarıömür) bilmek gerekir. Yöntemin ilk geliştiği günlerde örneklerin başlangıç radyoaktifliği hesaplanırken, atmosferde ve dolayısıyle canlılardaki karbon 14 miktarının birkaç bin yıl boyunca değişmediği varsayılırdı. Ancak,' son yıllarda ağaçlardaki karbon 14 miktarının ölçülrnesinden, bu varsayımın doğru olmadığı görülmüştür. Ağaçlar büyürken, her yıl çevrelerine yeni bir halka eklenir. Verimli yıllarda bu halka geniş, kurak yıllarda ise dar olur. Halkalar hemen hemen tüm ağaç cinslerinde kolayca gözlenir. Ömürleri aynı yılları kapsayan iki ağaçta, ayni halka dizisinin gözlenmesi gerekir. Bu tür karşılaştırmalaila ağaç örnekleri, uzun yılları kapsayacak biçimde sıralanabilir. Bunlardan herhangi birindeki bir tek halkanın yaşı bilinse, öteki bütün halkaların da kaç yıllık oldukları açığa çıkar. Amerika'da uzun ömürlü bir çam ağacı türünden yola çıkarak son 7 000 yılı kapsayan bir halka serisi düzenlemek mümkün olmuştur. Bu seride her halkanın karbon 14 miktarının ayrı ayrı incelenmesi sonunda, dünya atmosferindeki karbon 14 miktarının (hesaplarda ciddi yanlışlıklara yol açabilecek) önemli değişmeler gösterdiği anlaşılmıştır. Örneğin, radyoaktif, karbon miktarı: nın incelenmesi kuzeybatı Avrupa'da tarımın İ.O. 3 000 yıllarında başladığını gösterirken, çam ağaçları 
ARKEOLOJI TEKNIKLER 
üzerinde yapılan incelemeler, bu ağaçların 500 yıl da ha genç oldukları sonucunu vermektedir. Dendokronoloji adı verilen, ağaç gövdelerind€ ki halkalardan yaş belirleme yöntemi, yaygın olara kullanılan çok değerli bir yöntemdir. Ortaçağdan ka' ma Novgorod adlı Rus kentinde yapılan kazılard nemli iklim nedeniyle iyi korunmuş tahta yollar v yapılar bulunmuş, bunların yaşlarını belirlemek içiı de aynı yönteme başvurulmuştur. Çeşitli ağaçlardal halka genişlikleri karşılaştırılırken, kentin tüm ya şamını kapsayan halka dizisine raslanmış ve hang tarihte yapıldıkları bilinen kiliselerin direklerindeı alınan örneklerden kesin tarihler saptanmıştır. Bu di reklerin en dışındaki halka, kilisenin yapıldığı yıldaı önceki yıla ait olacağına göre, öteki halkaların dizi. lişleri kolayca saptanmış ve kentteki her tahta kalın tının ilk yapıldığı yıl bulunmuştur. İlk kez 1968'de Oxford'da sergilenen termolüminesans yöntemi de, çanak çömlek gibi fırınlanmı; maddelerin yaşını belirlemekte kullanılır. Billurlardar oluşan her cins ortamda bulunan izotopların yayınladıkları radyoaktif ışınlar, maddenin atornlarına çarparak onları yerlerinden kopartırlar. Bu ta neciklerden bazıları billur yapısındaki düzensizliklere takılır ve zamanla ,takılan bu elektronların sayısı artar. Billur ısıtıldığı zaman, elektronlar serbest hale geçer ve ışık biçiminde enerji verirler.Çıkan ışığın şiddeti, billurun yapıldığı (ya da maddenin pişirildiği) günden bu yana ne kadar zaman' geçtiğine bağlıdır. Çünkü ısıtma işlemi, jeolojik birikmeyi ve dolayısıyle bundan doğan ışığı ortadan kaldırır. Hemen bütün çömleklerin içinde bulunan kuvars tanecikleri, yaş belirlenmesinde çok kullanılır. Termolüminesans, çabukluğu ve hemen hemen hiç yanılgıya yolaçmaması nedeniyle, tarihsel eşyayı sahtelerinden ayırmada çok kullanılan değerli bir yöntemdir. 

Eski gemilerin yapılarınt ve taşıdıkları yükleri araştıran deniz arkeolojisi, gittikçe önem kazanmaktadır. Resimde Sicilya açıklarında bulunan Romaöncesi bir geminin kaburgası görülmektedir. ( solda) Radyoaktif karbon ile yaş belirleme aygıtı. Sa ğdaki dikey silindir incelenecek örneğin buharlaştırıldığı «yanma odası»dır. Çıkan karbon dioksit bir cam boru ile soldaki aygıta iletilir. Burada önce asetilene, sonra da sıvı benzene dönüşür veiradyoaktifliği ölçülür. 

Eski yapıtların analizi: Eski yapıtların bileşiminin incelenmesinde, çoğunlukla mikroskoplar kullanılır. Taştan yapılmış el aletlerinden alınan çok ince tabakalar incelenerek,bunlarm yapıldığı kayaların cinsi belirlenir. Taşların mineralojik ayrıntıları ve yapıları günümüzdeki kayalarla karşılaştırılarak,, nereden geldikleri de bulunabilir. İngiltere'de Taş devrinin sonlarını konu alan uzun bir araştırma programı, o devirde bile ülkenin bir ucundan öteki ucuna ulaşım yapıldığını ortaya çıkardı. Toprak kapların içindeki taşlar we mineraller de aynı biçimde incelenebilir. Batı İngiltere ye New Mexico'da ilginç sonuçlar alınmış, o bölgelerde üretildikleri sanılan tarihöncesi çağlardan' kalmaseramik gruplarının, aslında, çok uzaklardan getirildiği anlaşılmıştır. Metal eşyaların kaynakları mikroskopik incelemelerle belirlenemez, ama metal billurlarının biçimi ve bağlanmaları, metal işleme tekniği konusunda bilgi verir. Eski eşyaların kimyasal çözümlemesinde optik yayım TAYFÖLÇÜMÜ kullanılır. Bileşimi incelenmek istenen örnekten alınan küçük bir parça, elektrik akımı geçiren karbon çubuklar arasında yakılır. Çıkan ışık, prizmalarla bileşenlerine ayrılır ve verdiği tayfın fotoğrafı çekilir. Fotoğrafta görülen siyah çizgilerin yerleri, örneğin içinde hangi kimyasal maddelerin ne oranda bulunduğunu gösterir. Bu yolla., bileşimleri ve belki de kaynakları çok benzeyen eski eşya grupları belirle nebilir. Dünyanın birçok yerinde keskin araç yapımında kullanılan doğal volkan cami obsidiyen ile çok büyük başarılar elde edilmiştir. Obsidiyen, ancak belirli birkaç yerde bulunur. Doğu Akdeniz'de yapılan araştırmalar, ortaya çıkartılan her yeni obsidiyen madeninin niteleyici bazı özel elementler içerdiğini göstermiştir. Kazılardan çıkartılan buluntular, önce ait oldukları obsidiyen türüne göre sınıflandırılır. Böylece, farklı kaynaklardan gelen türlerin yüzlerce km uzaklara nasıl iletildiğini ve bunların nasıl kullanıldıklarını gösteren bir tablo ortaya çıkar. Son zamanlarda nötron etkinleştirme çözümlemesi, optik ışıma tayfölçümünün yerini almaktadır. Bu yöntem daha kesindir ve incelenen ortamı etkilemez. İncelenmek istenen örnekten küçük bir parça alınıp, bir reaktörde nötron akışına bırakılır ve içindeki elementlerden çoğu radyoaktif izotoplara dönüştürülür. Bu izotoplar, kendilerine özgü biçimde ışıyarak bozunurlar. Çıkan gamma ışınları incelenirse, örneğin içindeki elementlerden çoğu kesin olarak saptanabilir. Bu yöntemle, başka türlü incelenemeyen, az bulunan elementlere ilişkin bilgi edinilir. Böylece sağlanan bilgiler de, seramik ve obsidiyenleri nitelemede çok yararlıdır. 

Fırınlanan bir seramiğin içindeki tanecikler dünyanın magnetik alanının yönünü alırlar. Bunun yönü zamanla değişir. Seramik bir magnetometrenin bobinleri arasında döndürülür. Bobinlerde oluşan akım, alanın asıl yönünün bulunmasını Sağlar. Seramiğin 'umm içindeki duruşu bilinirse hangi tarihten kaldığı da bulunur. Resimdeki seramik İ.S. 500 yılından: kalmadır. 
Seramik ya da kayadan alınan parçalar, elmas bir yontucuyla kalınlıkları 0,03 mm'ye inip neredeyse saydam bir hal alınca ya kadar inceltilir. Sonra mikroskopla incelenir ya da mikrofotosu çekilir(üstte). İngiltere'de Sutton Walls kalesinden alınan bir demir çağı çömleğinin kesiti. Kesitte,Malvern bölgesinden gelen kireştaşı parçaları görülmektedir. Ortada, bir Yosun fosili yeralmaktadır (solda) 

çevre: Arkeolojik sitlerdeki biyolojik kalıntıların incelenmesi için karmaşık aygıtlar gerekmez. Topraktan alınan örnek, yüzdürme makinası adı verilen bir aygıta konularak su içinde çalkalanır. Küçük tohumlar. kömürleşmiş parçacıklar, kemikler, böcek ve solucan kalıntıları yüzeye çıkar. Bunların incelenmesi o dönemdeki beslenme, bitki örtüsü ve bazen de iklim konusunda ipuçları sağlar. Çiçek tozları son derece dayanıklıdır. Göl kenarlarındaki çamurlarda, fundalık topraklarında ve özellikle yosunlu bataklıklarda bozulmadan kalır. Bu ortamlar bitki örtüsünün, dolayısıyla iklimin ve bataklık oluşurken o bölgede görülen değişikliklerin tümünü kapsayan bir çiçek tozu dizisini içerir. Çiçek tozları, öteki organik madde ve mineralleri kuvvetli asitlerle eritmek yoluyla özütlenir. Asit, çiçek tozlarını etkilemediğinden toplanıp mikroskopta incelenebilirler. 
Toprağın cinsi de geçmişteki iklim ve bitki örtüsü konusunda bilgi verebilir. Farklı bölgelerde, ayırt edici özellikleri olan toprak türleri görülebilir. Başlıca özellikler yerinde incelendikten sonra laboratuvarlarda yapılan kimyasal ve mineralojik araştırmalarla, toprağın bileşimine ilişkin bilgi elde edilir. 


 

Etiket: ARKEOLOJİ TEKNİKLERİ

Bu içerik sizi rahatsız ediyor ise ve kaldırılmasını istiyorsanız öneri şikayet bölümünden bize ulaşabilirisiniz. Tıkla bildir.


|| 23 02 2017 Şubat Perşembe