ORTA AMERiKA UYGARLIĞI

ORTA AMERiKA UYGARLIĞI

Meksika, sanat ve minıarilk: Bk. LATİN
AMERİKA, SANAT VE MİMARLIK.
Meksika, tarih
Günümüzdeki Meksika'nın tarihi birbirinden farklı iki uygarlığın, Amerika Kızılderili uygarlığı ile İspanyol uygarlığının, etkileşnnelerine dayanır. Bu iki öğe, Meksika'da din, toprak kurumları ve toprak mülkiyeti sistemi ile Meksika halkının ırk bileşimini derinlemesine etkilemiş, kaynakları sınırlı ve genellikle iklim koşulları sert olan ülkeyi ispanyollar, Kızılderililer ve melezler (İspanyol-Kızılderili karışımı) paylaşmış, bunun sonucu yoksulluk ve sık sık patlak veren yoğun şiddet olayları olmuştur.
ORTA AMERiKA UYGARLIĞI
İspanyolların Amerika'ya ayak basmalarından önce, çeşitli Kızılderili kabilelerinin avlanma alanları, tarıma elverişli topraklar, sulamada yararlanılan akarsular, do¬ğal kaynaklar yönünden sık sık birbirleriyle savaştıkları Orta Amerika'da iki ayrı uygarlık gelişmiştir: Toplumsal yapı ve kurumları, mimarlıkları, yönetim örgütleri önemli ölçüde gelişmiş imparatorlukların bulunduğu yoğun nüfuslu dağlık bölge uygarlıkları; toplumun taba¬kalara ayrılmasının, devlet örgütünün v mimarlığın ge¬lişmemiş düzeyde kaldığı ovalardaki uygarlık.
Ilk olarak avcılıkla geçinen Kızılderili toplulukların yerleştikleri günümüzdeki Meksika topraklarında, İ.Ö. I. ya da Il. binyılda tarımla uğraşan Olmekler, Meksika körfezinin güneybatı ucundaki kıyı ovasında küçük ve basit yapıtı köyler kurup, mısır, fasulye, vb. ürünler yetiştirmişlerdir. Kullandıkları temel araçların taştan yapıl¬mış çapalar ve toprağı delmekte kullanılan sopalar olması, ormanların tarla açmak için yakılmasına, bunun sonucunda da yoğun bir toprak aşınmasına yol açmıştır.
Klasik dönem Maya ve orta yayla uygarkkları. İ.Ö. yaklaşık 400'den başlayarak beslenme sorununun artması, Kızılderilileri daha karmaşık toplumsal örgütlenme bi¬çimleri geliştirmek zorunda bıraktı. Geliştirdikleri yeni uygarlıklarda toplum yapısı, rahipler sınıfının yöneti-mindeydi. Tanrıların temsilcisi sayılan rahipler, toprak dağıtıyor, tohum veriyor, ticareti destekliyor, birbirin¬den usta zanaatçılara, gelişmiş bir mimarlık ürünü yapı¬lar yaptırıyorlardı. Orta Amerika'daki "klasik dönem" diye adlandırılan bu dönemde, rahipler yönetimindeki uygarlık, İ.S. I: yy. başlarında ortaya çıktı ve Teotihua¬can ile Monte Alban kentlerinde, günümüzdeki Meksika'nın güney kesimindeki büyük Maya merkezlerinde ve günümüzde Guatemala'yı oluşturan bölgede, doruk noktasına ulaştı.
Bu klasik dönem toplumları, İ.S. yaklaşık 750'ye kadar barış içinde yaşadılar ve yayılma emelleri gütmediler. Ama doğal yıkımlar ve aşırı nüfus yoğunlaşması, ge¬rek Mayaların, gerek Teotihuacan uygarlıklarının çök¬mesine yol açtıkça, ülke, dinsel merkezleri beslemek için gerekli kaynakları üretemez duruma geldi; savaşlar başladı; ormanı yakarak tarla açma uygulamasının yol açmış olduğu toprak aşınmasının ve kuraklığın etkisiyle, bunalım daha da derinleşti. Ayrıca, dinsel kent merkez-lerinin zenginliğinin artması, bu kentlerin zenginleşme¬sini sağlayan artı-ürünü yaratan emeğin kaynağı olan sı¬nır bölge köylerinde imrenme ve kızgınlık uyandırdı. Avcılıkla geçinmeyi sürdüren kalabalık toplulukların kalmış olduğu bu çevre bölgelerde, çatışmalar başladı ve patlak veren ayaklanmanın yayılması, ticareti dur¬durdu; besin üretimini kesintiye uğrattı. Bunun sonu¬ cunda büyük din merkezleri ya boşaltıldı ya da çevre halkların saldırılarıyla yıkıldı. 650-670 yılları arasında savaşçı halklar, Teotihuacan'ı istila ederek, yağmaladı¬lar. Teotihuacan'ın çökmesini, Monte Alban'ın ve bü¬tün büyük Maya merkezlerinin çöküşü izledi. İ.S. 900 dolaylarında, Kolomb öncesi uygarlıkların altın çağı so¬na erdi.
Toltekler ve Aztekler. Mayalardan kurtulmayı başaran-ların bir bölümü, başka bölgelere göçüp yeni kentler kurdular; bir bölüm üyse, toprakları ele geçiren Toltek¬ler gibi kabilelerle kaynaştılar. Orta yayladaki Tula kenti ve çevresinde gelişen yeni uygarlığa, "Toltek uygarlığı" adı verildi. Daha savaşçı Toltekler, toplumlarını daha katı ölçütlere göre örgütlemeye başladılar. Savaşa ve askeri yayılmaya, yoğun tarıma ve yönetimin denetimi sağladığı ulaşım yolları ağına dayalı daha karmaşık bir toplum örgütlediler. Bağımlı kabilelerin tarımdan elde ettikleri üründen haraç alıp, insan kurban etmeyi de içeren uygulamaları olan bir din geliştirdiler. Üç yüz yıl sonra Toltek uygarlığı, XIII. yy'da, yıkıcı bir savaş döne¬minden sonra Tula'nın düşmesiyle çöktü ve Toltek ka¬bileleri dağıldılar. Bunun sonucunda kurulan tek tek kü¬çük devletler, sürekli birbirleriyle savaşarak iki yüz yıl sürecek bir kargaşa dönemini başlattılar.
XV. yy'da, savaşçıları paralı asker olarak Tula uygarlı-ğının hizmetinde çalışmış savaşçı bir halk olan Aztekler, düzeni yeniden sağladılar. Meksikalar adı da verilen Aztekler, kısa ömürlü, ama ilgi çekici bir imparatorluk kurdular. Üç büyük kent Tenochtitlan (başkent), Tlaco¬pan ve Texcoco'nun egemen oldukları bir konfederas¬yon özelliğindeki bu impatatorlukta, Aztekler, tabaka¬lara ayrılmış, bir piramit gibi yukardan aşağı inen bir aşa-masırasına dayalı klanlar halinde örgütlendiler. Pirami¬din en üstünde savaşçılar ve rahipler (toplam 3 000 kişi kadar) yeralıyordu; savaşçıların zorunlu oldukları as-kerlik hizmeti dışında, bu sınıfa her türlü vergi ve angar-yadan bağışıklık tanınmıştı; bütün yüksek görevleri elin-de tutuyor, alt tabakalardan vergi alıyordu. Rahipler ve savaşçılar, ayırt edilmelerini sağlayan giysiler giyiyor, işaretler takıyor, çokeşli bir yaşam sürüyor, toprak mül-kiyetini ve eğitim sistemini tekellerinde tııtuyorlardı. Bu tabakanın altında, onlara bağımlı bir özgür köylüler sı-nıfı, onun altında da bir toprak köleleri sınıfı vardı. Tica-retse, Tenochtitlan'ın ikiz kenti Tlatelolco'da yaşayan Aztek olmayan bir tüccarlar topluluğunun (Nochetalar) elindeydi.
Aztekler çoktanrılı bir dine inanıyorlardı. Baştanrı ("tent") Güneş ve savaş tarım' Huitzilopochtli, sanat ve ahlâkın koruyucusu olan yılan biçimindeki tanrı Quet-zalcoatl, vb. tanrıların üstünde yeralıyordu.
Aztek inançlarına göre, Quetzalcoatl, tanrılar ülke¬sinden sürgüne yollanmıştı ve geri dönüşü Aztek uygar¬lığının sonunun habercisi olacaktı. Dinsel inançlar, ölenlerin öbür dünyada yargılanacaklarına, dünyanın, sık sık doğal yıkımlar sonucu yok olup yeniden yaratıl¬dığına, Aztek uygarlığının ancak sürekli savaşlarla ve in¬san kurban edilerek korunacağına dayanıyordu. Bu yüzden, bağımlı kabilelerden çeşitli haraçlar arasında insanlar da alınıp, tanrılara kurban ediliyorlardı. Haraç genellikle köylülerden alınıyor, yerel soylulara doku-nulmuyordu. -
Güç ve kurban peşinde koşan Aztekler, XVI. yy. bo-yunca egemenliklerini günümüzdeki Meksika'nın bü¬yük bölümüne yaymışlardı. Başka kabilelerde de ben-zer uygulamalar olmakla birlikte, Azteklerin egemenli¬ği altındaki kabilelerden çoğu, efendilerinden nefret ediyorlardı ve İspanyolların kıtaya ayak bastıkları sıra¬da, ayaklanmaya hazır bir durumdaydılar.
 


Etiket:

ORTA AMERiKA UYGARLIĞI ,AMERİKA, SANAT VE MİMARLIK. ,Meksika, tarih
 

Bu içerik sizi rahatsız ediyor ise ve kaldırılmasını istiyorsanız öneri şikayet bölümünden bize ulaşabilirisiniz. Tıkla bildir.


|| 23 02 2017 Şubat Perşembe